Microsoft Yazılım Geliştiriciler Teknoloji Günleri'ndeki Sunumum

Bu aralar gerek iş yoğunluğu, gerekse sık sık şehir dışına çıkmam nedeniyle bloguma pek yazı yazamaz oldum, farkındayım. Bu bir süre daha böyle devam edecek diye tahmin ediyorum. Tabi her ne kadar bloguma teknik içerikli yazı yazamasam da, seminerlerin ardı arkası gelmiyor. Son olarak geçtiğimiz Pazartesi günü Microsoft tarafından gerçekleştirilen Microsoft Yazılım Geliştiriciler Teknoloji Günleri etkinliğinin İstanbul ayağında konuşmacı olarak yer aldım. "ASP.NET AJAX ile Zengin Internet Uygulamaları Geliştirme" isimli oturumda katılımcılarla birlikte keyifli bir saat geçirdik. ASP.NET AJAX 4 ile gelen yenilikler ve bunlarla ilgili demoların gerçekleştiği sunum sonrasında, katılımcıların yenilikler konusunda oldukça olumlu geri bildirimler aldım. Sanırım web programcıları JavaScript ile çalışmayı artık benimsemiş durumda :)

Bu güzel etkinlik için başta Buket Şerefli olmak üzere emeği geçen tüm Microsoft Türkiye çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Sunumumdan bir kare...

8 Mayıs 2010 Cumartesi 19:35

Yorum - RSSYorumlar (0)

Kategori: Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

Kıbrıs - Doğu Akdeniz Üniversitesi Semineri Ardından

Geçtiğimiz haftasonu Gazi Mağusa’daydım. Pazar günü değerli dostum Tayfun AKÇAY ile Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde Bilişim Günleri’10 etkinliği kapsamında bir dizi seminer ve panel gerçekleştirdik. Tayfun ile üniversite sıralarından sonra aynı sahneyi paylaşmak benim için güzel bir anı oldu. Gün boyunca AJAX, ASP.NET, Sharepoint 2010 gibi teknolojilerle ilgili sunumlar gerçekleştirdik, Microsoft’taki staj ve kariyer olanaklarından bahsederek öğrencilerin gelecekleri ve kariyerleri ile ilgili merak ettikleri soruları cevaplamaya çalıştık. Kıbrıs’ta, pazar günü bir etkinlik gerçekleştirmemize rağmen benim beklentilerimin üzerinde bir katılım gerçekleşti.

Saat 4’ten sonra ise artık serbesttik, Mağusa’yı zamanımız elverdiğince gezdik. Gazi Mağusa’da özellikle Kaleiçi adı verilen bölgeyi(aynı zamanda Namık Kemal’in sürgüne gönderildiği yer) mutlaka gezmenizi tavsiye ederim. Kıbrıs’a hayatımda ilk kez gitme şansım oldu, dolayısıyla bu doğal güzellikleri ilk kez gördüm. Yeşil ve temiz doğası, farklı yapı mimarisi ve farklı insanıyla Kıbrıs gerçekten bambaşka bir ülke gibiydi. İlk bakışta biraz İzmir’i anımsatsa da, çok sessiz ve sakin bir hayat var burada. Birkaç istisna hariç, görebileceğiniz en yüksek bina 3 katlı ve deniz kenarında neredeyse hiç yapılanma yok.

Bu geziyi benim için unutulmaz yapan yolculuğum boyunca yaşadığım inanılmaz aksilikler oldu. Burada uzun uzun yazmayacağım, zaten yazmaya başlarsam en az 3-4 paragraf sürer. Seminer sonunda dinleyicilere bu aksiliklerin bir kısmını paylaştığımda salon gülme sesleriyle yankılandı, gerisini siz düşünün :) Aksiliklerden sadece birisi için ipucu vereyim; her ne kadar Kıbrıs güzel ülkemizin bir vilayetiymiş gibi gelse de, (resmiyette olduğu gibi) öyle değilmiş. Uçuşlar esnasında dış hatlar terminalini kullanmak gerekiyormuş. Ve dolayısıyla ehliyetle değil nüfus cüzdanı veya pasaportla giriş yapabiliyorsunuz havalimanına :) Aman diyeyim sakın İstanbul-İzmir arası uçacakmış gibi hazırlıksız gitmeyin havalimanına :) Bir de Kıbrıs’ta maalesef Avea çekmiyormuş :(

Etkinliği düzenleyen ve etkinlik boyunca her türlü konuda bize yardımcı olan, zamanını bizimle paylaşan başta MSP arkadaşım Olcay KÜK, Selçuk ATILGAN, Hakkı BAYKAL’a ve DAÜ Yazılım Kulübü’ne sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Etkinlikten iki hatıra fotoğrafı…

blog_kibris_dau_001 blog_kibris_dau_002

8 Nisan 2010 Perşembe 11:47

Yorum - RSSYorumlar (0)

Etiket: , ,
Kategori: Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

2010 Yılında Yeniden Microsoft MVP Ünvanına Layık Görüldüm

mvp_logoSon 1 yıl içerisinde yapmış olduğum çalışmalar ve bilgi paylaşımları sonucunda Microsoft tarafından 2010 yılında da ASP.NET kategorisinde MVP(En Değerli Profesyonel) ünvanına yeniden layık görüldüm. Böylece 2. kez bu ünvanı almaya hak kazanmış oldum.

Bu ünvana layık görülmemde emeği olan herkese teşekkür ediyorum.

2 Nisan 2010 Cuma 10:41

Yorum - RSSYorumlar (6)

Kategori: Duyuru-Haber | Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

Ceviz.net Röportajı

ceviznet_logoGeçtiğimiz günlerde Ceviz.net ekibi ile bir röportaj gerçekleştirdik. Kendi bilgi ve tecrübelerim ile yazılım sektörü hakkındaki bazı konular üzerine gerçekleştirdiğimiz bu keyifli röportajı okumak isterseniz bu linki kullanabilirsiniz.

Ceviz.net’i başarılı ve faydalı çalışmalarından ötürü tebrik etmek isterim. Ayrıca INETA üyeliklerinin de hayırlı olmasını dilerim.

8 Ekim 2009 Perşembe 10:18

Yorum - RSSYorumlar (2)

Etiket:
Kategori: Duyuru-Haber | Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

Bolu-Abant ve Kayseri Gezileri

Geçtiğimiz hafta yıllık iznim sebebiyle İstanbul dışındaydım. İznimin ilk 4 gününü Bolu-Abant’ta eşsiz doğa manzarası ile geçirdim. Sonrasında Ankara’da 1 gün kalıp buradan da çok sevdiğim bir arkadaşımın düğünü için Kayseri’ye geçtim. Abant ve Kayseri’ye ilk kez gittim ve buralardaki izlenimlerimle ilgili kısa bir gezi yazısı yazmaya karar verdim. Sanırım blogumun ilk gezi yazısı bu, hadi okuyun bakalım :)

 

Bolu-Abant Gezisi

Pazartesi günü erken saatlerde Bolu’nun yollarını tuttuk. Abant Gölü’ne gitmek için İstanbul-Bolu yolunda Bolu girişindeki Abant sapağına dönmeniz ve bu istikamette yaklaşık 20 km. ilerlemeniz gerekiyor. Özellikle göle yaklaştığınızda yolun biraz bozulmaya başladığını ve buralardan dikkatle geçmeniz gerektiğini belirtmemde fayda var. Yine Bolu’nun merkezinden belirli aralıklarla(2 saatte 1 sefer oluyor sanırsam) kalkan otobüslerle de Abant Gölü’ne ulaşmanız mümkün. Gölün hemen kenarında yer alan iki tane 5 yıldızlı otelin olduğunu söylemekte fayda var. Gölün 5-6 km. gerisinde ise birçok pansiyonun olduğunu da belirtmek isterim.

Öğlen saatlerinde Abant Gölü’nün karşısında oldukça güzel bir konumda yer alan Abant Palace Otel’e geldik ve hemen odamıza yerleştik. İlk gün hava biraz kapalı ve sisli olduğu için manzara açısından pek tatmin edici bir görüntü göremedik odamızdan. Ancak Salı sabahının ilk ışıkları ile karşılaştığımız manzara gerçekten harikaydı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra soluğu göl kenarında aldık. Sazlıklar arasındaki nilüfer çiçekleri ve minik ördek yavruları karşılıyor burada sizleri. Sonrasında alabildiğince güzel bir göl manzarası ve dağ yamacındaki çam ağaçları... Abant Gölü’nün bir diğer özelliği buranın su samurlarının doğal yaşama sahası olması. Abant’a daha önceden giden arkadaşlarım burada su samurları gördüklerini söylemiştiler ama biz görebilme şansına nail olamadık. Göl kenarında açık havada sakin ve sessiz bir ortamda yürüyüş yapmak, o temiz havayı solumak özellikle büyük şehirlerin yoğun temposundan uzaklaşmak ve dinlenmek için gerçekten birebir. Gölü faytonlarla veya otelden kiralayacağınız bisikletlerle gezebilmeniz mümkün. Yine göl kenarında yer alan atların sırtında kendiniz göl kenarında gezebilme şansına sahipsiniz. Bu arada, buradaki her iki otelin de en ilginç yönlerinden birisi konuklarının çoğunluğunun Arap turistlerden oluşmasıydı. Öyleki kendinizi yabancı bir ülkede sanacak kadar çok Arap turist vardı.

Bolu’dan ayrılmadan önceki gün ise Bolu’nun merkezini gezdik. Bolu, küçük ve şirin bir şehir merkezine sahip. Şehrin neresine bakarsanız bakın İzzet Baysal’ın ve Köroğlu’nun izlerini görebiliyorsunuz. 7-8 sene önce yine Bolu’yu gezme şansı bulmuştum ve gözlemlerime göre bu süre zarfı içerisinde şehir merkezi oldukça gelişmiş. Aslına bakarsanız şehir merkezinde gezilebilecek çok fazla tarihi veya ilgi çekici yer yok. Merkezde yer alan camiler ve Köroğlu heykelinin biraz ilerisinde yer alan küçük kitapçılar çarşısı gezilebilecek yerler. Gezmekten ziyade Bolu’ya gittiğinizde bol bol lokanta gezmenizi ve farklı yemekleri tatmanızı tavsiye edebilirim aslında. Bunun dışında Gölcük ve Yedi Göller bölgesi de Bolu’da gezilmeye değer yerler, tabi yeterli süreyi bulup buralara gitmeye fırsat bulabilirseniz...

Otel odasından Abant Gölü 
Otel odasından gölün görünümü

Abant Gölü 
Göl kenarından bir manzara

 

Kayseri Gezisi

Otelden ayrıldıktan sonra Ankara’ya gitmek için yola çıktık. Ankara’da bir gün kalıp buradan arkadaşlarımla beraber Kayseri’nin yollarına düştük. Kayseri’ye giderken Kırşehir’in Mucur ilçesinde mola verip birşeyler atıştırdık. Eğer yolunuz buradan geçerse yol kenarındaki küçük bir restorantta “Soğanlama” adı verilen yöresel gözlemeden yemenizi tavsiye ederim. Kayseri’ye değerli arkadaşlarım Oğuz ve Ayşegül Özkavukçu’nun düğünleri için gitmiştik aslında, ama hazır Kayseri’ye gitmişiz gezmeden döner miyiz! Cumartesi günü Kayseri’de güzel bir şehir turuna çıktık. İlk olarak Talas’ta Kayseri merkezini oldukça yüksekten ve çok güzel gören bir mekanda sabah kahvaltımızı yaptık. Sonrasında şehir merkezinde birkaç saatlik gezimiz oldu. Mantısı, yağlaması ve pastırması ile bu meşhur şehirde bu tatların lezzetine bakmamak olmazdı tabi ki. “Ananın Yeri” isimli meşhur restorantta mantımızı yedik, partırmacıların bulunduğu çarşıdan da pastırmalarımızı satın aldıktan sonra tekrar Ankara yollarına düştük. Kayserili birçok arkadaşımdan bu şehrin oldukça büyük ve gelişmiş olduğunu hep duyardım. Ancak gidip görene kadar bu kadar büyük ve harika bir şehir olduğunu tahmin edememişim. Gerçekten çok gelişmiş ve oldukça modern bir şehir Kayseri. Şehir merkezinde birçok modern yapının yanıbaşında tarihi medrese, cami, kilise, anıt, kale gibi mekanları görebilmeniz mümkün. Eğer yolunuz bu taraflara düşerse mutlaka Kayseri’ye uğramanızı ve en azından şehir turu atıp bu güzel şehri görmenizi tavsiye ederim.

Kayseri’de zamanımız biraz kısıtlı olduğu için pek fotoğraf çekme şansım olmadı, ama çektiğim birkaç kareyi de aşağıda bulabilirsiniz.

Talas'tan Kayseri
Talas’tan Kayseri Manzarası. Resmin sol kısmında yer alan yerleşim birimi eski bir Ermeni köyüymüş


Kayseri’nin merkezinden bir kare

 
“Kuş gömü pastırma” adı verilen tür pastırmaların en iyisi ve lezzetlisi oluyormuş. Gerçekten de öyleydi. Ama çok fazla yememenizi tavsiye ederim. Sonra 2 gün boyunca üzerinizden kokusu çıkmıyor:) Bu arada tüm Kayserili arkadaşlarım İmamoğlu isimli bir markayı tavsiye ettiler, en iyi pastırma İmamoğlu’ndadır dediler(Reklam oldu biraz ama)

30 Temmuz 2009 Perşembe 09:18

Yorum - RSSYorumlar (6)

Etiket: ,
Kategori: Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

Microsoft MVP Ödülü

mvp_logoSon bir yıl içerisinde yaptığım çalışmalardan dolayı Microsoft tarafından ASP/ASP.NET kategorisinde En Değerli Profesyonel(MVP) ödülüne layık görüldüm. Bugüne kadar topluluk siteleri ve dergilerde yayınladığım makalelerin, verdiğim seminer, webiner ve eğitimlerin, bana mail yoluyla ulaşan yüzlerce insana yardımcı olarak yapmış olduğum gönüllü bilgi paylaşımımın Microsoft tarafından böyle güzel bir ünvanla ödüllendirilmesi gerçekten gurur verici bir olay. Bana her zaman yol gösteren, yardımcı olan ve bu ödülde payları olduğunu düşündüğüm onlarca kişiye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

ASP.NET kategorisinde MVP olmam, yakın zaman diliminde önemli paylaşımlara aynı hızla devam etmem gerektiğini gösteriyor. Zira ASP.NET MVC, Dynamic Data, AJAX, ASP.NET 4.0 gibi konularda Türkçe blog postları, makaleler, seminerler ve webinerler hazırlamak bu yeni teknolojilerin insanlara ulaşması için önemli olacaktır. Umarım omzuma atılan bu büyük yükü başarıyla taşır, bilgi paylaşımı yolunda daha fazla insana, daha başarılı bir şekilde ulaşabilirim.

MVP profil sayfama bu linkten ulaşabilirsiniz.

2 Nisan 2009 Perşembe 00:27

Yorum - RSSYorumlar (10)

Kategori: Duyuru-Haber | Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

İş Değişikliği

Bu hafta itibariyle sektördeki çalışmalarıma artık Innova’da Uygulama Geliştirme Uzmanı olarak devam ediyorum. Innova bünyesinde oldukça önemli projelerde görev almanın bana çok şey katacağından eminim. Kendim ve Innova adına hayırlı olması dileğiyle.

İki yılı aşkın süredir çalıştığım Netron’dan ve eğitmenlikten ayrılmak benim için biraz zor oldu tabii ki. Bu süreçte hep yanımda olan değerli iş arkadaşlarıma buradan da teşekkür etmeyi bir borç olarak görüyorum.

Bu arada Netron mail hesabımdan bana ulaşan arkadaşların artık umutluoglu (at) gmail.com adresini kullanmalarını rica edeceğim.

28 Ocak 2009 Çarşamba 21:52

Yorum - RSSYorumlar (5)

Kategori: Duyuru-Haber | Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

Askerlik Görevim Sona Erdi

Askerlik maceram bugün sona erdi. Bu sabah 1.5 saatlik uçak yolculuğunun ardından Elazığ'a hoşçakal dedim ve İstanbul'a 5 ay 5 gün sonra ayak bastım. İnsanın tekrar sivil hayata dönmesi, ailesine, sevdiklerine (ve dizüstü bilgisayarına) kavuşması kelimelerle anlatalımayacak kadar güzel bir duygu!

Elazığ'da Jandarma Komando Taburu'nda başlayan askerliğimin usta birliğini 8.Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde tamamladım. Oldukça güzel dostluklar edindiğim bu beş aylık maceramda sivil hayatta belki de 1-2 yılda göremeyeceğim tecrübeler edindim. 26 yaşında asker olsam da, askerliğin insanın olgunlaşma sürecinde oldukça önemli bir yeri olduğunu görmüş oldum.

Blogumdan da takip ettiğiniz üzere aslında bilgisayardan ve .NET dünyasından askerlikte de pek kopmadım. Görev yaptığım Askeri Mahkeme'ye boş zamanlarımda oldukça önemli bir uygulama geliştirme şansını buldum. .NET Framework 2.0 üzerinde çalışan Esas Defteri adındaki masaüstü bir uygulama ile artık Kolordu'daki tüm dava dosyaları bilgisayar ortamında saklanabiliyor. Gelişmiş arama, raporlama arayüzleri ve devir işlemleri arayüzleri ile hazırladığım bu uygulama uzun yıllar mahkememize hizmet edecektir diye düşünüyorum. Kullandığım Pentium-2 işlemcili makina beni biraz kısıtlasa da, birkaç makale ve birkaç blog postu askerlik günlerimde bilgi paylaşımı adına klavyemden çıkarabildiklerim oldu.

İyisi ile kötüsü ile bitti gitti askerliğim. Beş ay kadar önce yazdığım veda yazısında da dediğim gibi "kaldığımız yerden devam ediyoruz..."
16 Mayıs 2008 Cuma 22:14

Yorum - RSSYorumlar (0)

Kategori: Kişisel

facebook'da Paylaş   twitter'da Paylaş   friendfeed'de Paylaş   del.icio.us'da Paylaş   stumpleupon'da Paylaş   Permalink

Bağlantılar



Takip Et

RSS Feed twitter friendfeed

Seminer/Webiner Programım

  • Seminer-WebinerASP.NET 4.0 WebForms Yenilikleri (Microsoft İstanbul Ofisi)
    29 Mayıs 2010

  • Seminer-WebinerVisual Studio 2010 Yenilikleri (Osmangazi Üniversitesi)
    15 Mayıs 2010

  • Seminer-WebinerASP.NET AJAX ile Zengin Internet Uygulamaları Geliştirme (Microsoft İstanbul Ofisi)
    3 Mayıs 2010

>> Etkinlik Takvimi